Yasemin Cafe
Günün Yemekleri
Kıbrıs Yemekleri
Yemek Tarifleri
Galeri

Yasemin Cafe



Günün Yemekleri

ANA YEMAKLER:

(ÇİPS,PİLAV VE SALATA İLE SERVİS)
PATATES KÖFTESİ
PATATESLİ KÖFTE FIRINDA
FIRIN MAKARNASI
MAKARINA BULLİ
MEVSİMİNE GÖRE SEBZE YEMEKLERİ(BAMYA,MOLEHİYA,TAZE FASULYE,KURU FASULYE,BEZELYE,ISPANAH,KOLOKAS,BÖĞRÜLCE,BAKLA,...)
DOLMA CEŞİTLERİ
FIRIN KEBABI

MEZELER:

FASULYE
KURU BAKLA
BÖĞRÜLCE
KIZARTMA PATLICAN KABAK
CACIK
YOGURT HUMUS
TAHIN

TATLI:
EKMEK KADEYİFİ
TEL KADEYİFİ
SİNİ KADMERİ

CORBALAR:

TARHANA,MERCİMEK

Kibris Yemekleri

Harnip Pekmezi

Harnıp Pekmezi Nasıl Yapılır

Seçilen haruplar öğütülüp suya konur. Öğütülmüş harubun suda bekletilmesi ‘’ 24 saat’’ yani bir tam gün sürer. Bu bekletme ya kalaylanmış kazanlarda ya da tahta varillerde olur. Ertesi gün pratik bir yöntemle iki sandalye veya yeterli yükseklikte iki kasa yan yana getirilip, yıkanıp temizlenmiş iki- üç tane odun yatay olarak bunların üzerine yerleştirilir. Altına temiz bir ekmek teknesi yerleştirilir. Temiz bir köfün alınıp kurulan bir düzüne üzerine oturtulur. Sonra dibine ince bir tülbent konur ve yere dökmeden suda bekletilen haruplar, sulu sulu getirilip köfüne dökülür. Sular süzülüp tekneye akar. Tekne dolunca artık alınıp kazana konur. Ocaklar yakılır. Kaynayana kadar köfündeki harıpların üstüne aralıklarla ve azar azar su dökülür. Su süzüle süzüle gidene kadar şekeri de sürükleyip götürür ve tekneye akar. Kahverengiye çalan bir rengi vardır ve çok tatlıdır. Yalnız su ilave edildikçe tadı eksilir. Yedinci serpmeden sonra kazana konup ocağa vurulan şerebet kaynayınca oldukça köpük çıkarır. Bu köpüğe ‘’betmezin öfkesi ‘’ denir ve kevgirle alınıp atılır. Kaynayan şerbet azaldıkça tekneden alınır yeni şerebet ilave edilir. Kazandaki köpük de giderek azalır kıvamı artar. Nihayet peltemsi bir kıvama gelir. Kevgirden süzülüp akamayacak kadar pekleşince ‘’ oldu ‘’ denir ocaktan ateş alınır ocağa su dökülüp söndürülmez. O ısı ile ‘’ çekecek ‘’ diye kabul edilir. Ocağa yalnızca harnup odunu konur. Çünkü ‘’ en iyi harup betmezi, harnup kütüğünde bişen betmezdir’’ denir. Ancak pekmezin istenen kıvamda olup olmadığı soğuyunca kesinlik kazanır. Eğer istenen kıvama gelmemişse tencerelerde azar azar kaynatılır. Büyük ocakta yanması tehlikesi vardır. Yanık betmez de ağız tadı ile yenmez. Tam kıvamında olasına çalışılır. Kıvamına geldikten ve iyice soğuduktan sonra toprak kaplara konup saklanır.

Kazanın dibinde kalan pelte betmez su ilave ilave edilerek daha cıvık bir durum elde edilir. Ve yeni betmezin içinde o günün şerefine yapılan zülbiye (gullurudya, çörçuludya) kaynatılıp afiyetle yenir. Sonra kazanlar ve tencereler yıkanıp kaldırılır.

Öte yandan teknedeki son şerbet kaplara konur. Bu su niyetine içildiği gibi kokusu ve tadı dolayısıyla gerekli maddeler konarak aşure yapılır. Ve ya un ilavesi ile tatlı bir bulamaç elde edilir. Buna rumca bir isimle ‘’vruda’’ denir. Harnıbın artan posası da hayvanlara yem olarak verilir. Pekmez (betmez) çeşitli şekiller de kullanılır.

Tahınla belirli oranlarda karıştırılarak kahvaltı olarak yenir.
İçine hiçbirşey katmadan tabağa dökülür.
Ekmek zeytinle yenir.
Su ilavesi ile sıvılaştırılıp kış mevsimi boyunca beş-altı kez zülbiye yapımında kullanılır.
Yağda ekmek parçaları kızartılarak üzerine betmez dökülür. Kahvaltı oalrak yenir. Buna ‘’ suppudya’’ denir.
Panayırlarda satılan basdelli, harup betmezinden bazı katkı maddelerinin ilavesi ile yapılır.
Basdellicilik kazancı bir meslek dalı olmuştur uzun zaman.

Köfte Sucuk

Yukarıda anlatıldığı gibi elde edilen şıra süzülür ve alınıp ateş üstündeki kazana konur. Kaynamaya başlamadan bir bez içine bağlı beyaz toprak kazana atılır. Toprak şıra içindeki organik kalıntıların köpüklenip üste çıkmasını sağlar. Bu köy değişi ile “şırayı ağartır". Şıra ağarınca bez içindeki toprak kevgirle alınıp atılır. Bu kez un alınır ve azar azar şıraya katılıp karıştırılır. Pelte haline gelince önceden sağlam iplikler üstüne dizilen, yaklaşık bir buçuk metre uzunluğundaki bademler bu pelteye batırılıp gerilen tellere asılır. Bu batırma üç kez tekrarlanır. Yeterli kalınlığa gelince kurumaya bırakılır. Her bir diziye “bir kol sucuk’’ denir. İki hafta kadar sonra yenmeğe hazırdır.

Bademli diziler halledildikten sonra geriye kalan pelteye ‘’palüze’’ denir. Kalan palüze soğuk olarak kaşıkla yenilebilir. Ancak temiz sini ve tepsilere dökülür. Kalınlığı 3-5 santim olur. Birkaç gün güneşlenip “tepserdikten” yani az kuruduktan sonra bıçakla kesilip ters çevrilir. Kuruyana kadar 5-6 kez çevrilir Yeterince kuruyunca alınıp una belenir ve kışa saklanır. Her ikisi de kış için hazırlanmakla beraber, misafirlere de ikram edilir, içki mezesi olarak da kullanılır. Buna da köfte denir.

Kuru Üzüm

Kıbrıs Türkü'nün kuruttuğu meyvelerden biri, belki de en çok kullandığı meyve kuru üzümdür. Özellikle Baf ve Limasol kazalarında çok yaygındır.

İyice olgunlaşmış üzümler istenen miktarda kesilir. Bir varilde veya geniş su kabında su vardır. Bu suya soda maddesi(potasyum nidrat) ve belli miktarda yağ konur. Üzümler bu suya konur. İki saat bekletildikten sonra sudan alınıp yereserilir. Zaman zaman çevrilip tam kurumaları sağlanır. Soda, üzümü dezenfekte edip erimesini-çürümesini önler Yağ ise üzüm tanesinin kabuğunu çatlamaktan korur, tanelerin bütün kalmasını sağlar.

Kuruyunca toplanıp temizlenir. Saplarından ayrılıp tane tane yapılır. Ve paketlenip çarşıya sürülür. Kuru üzümün çok incelerine “kişniş” denir. İrileri meyve olarak yenir. Küçük ve çekirdeksiz olanları her türlü pasta ve tatlıların içine konur. Leblebi ile karışık olarak yenir. Kompostosu yapılır.

İkinci Dünya Savaşında şeker kıtlığı yüzünden insanların şeker ihtiyacını desteklemek için ekmeğin içine kuru üzüm (çarşıya ekmek satanlar için) konmasını (4-5yıl) zorunlu kılmıştır. 1960`lı yıllara kadar büyük ölçülerde üretilen kuru üzüm üzerine devletçe destek alımları yapılıyordu. Kuru üzümler ambarlar da toplanıyordu. Çeşitli içki yapımında hammadde olarak kullanılan kuru üzüm önemli bir gelir kaynağı idi.

Ambarlarda en altta kalan, ezilip geçen ve içki kokusu (İspirto) yayan üzümlere ‘’maççez’’ denirdi. Çok az bir miktarını yemek bile yeterli idi. Öyle bir ambar giren, o ambarda çalışan insanlar kolundan etkileniyorlardı. “içmeden sarhoş olmak”` deyimi bu durumu` ve bundan etkilenmeyi anlatan sözcüktür.

Baf ve Limasol`dan göçen bağcı Türkler, Kuzey Kıbrıs`ın yerleştirildikleri bölgelerinde bağcılığı denemişler ancak toprağın uygun olmaması ve de yılların kurak gitmesi olumlu netice alınmasını engellemiştir. Bugün bağcılık ve bağ ürünleri Mehmetçik ve civarında gelişmiştir. O da yeterli değildir.

Kavurma

Köylerde, kışta kullanmak üzere yapılan bir başka hazırlık da kavurma idi. Her türlü, depolama ve koruma imkanına sahip günümüz insanı, dünün insanını anlamakta güçlük çekebilir. Ama yalnızca doğal yöntemleri bilen, buzluğu, deepfreeze’i olmayan dünün insanı, kendi yöntemlerini uygulamak zorunda idi. Çünkü karnını doyurmak zorunda idi. Bunlardan biri de et ihtiyacıydı. Kasabalara ulaşım zordu. Ya yaya, ya hayvan sırtında en yakın kasabaya giden kişi bir tam gününü harcıyordu. Daha uzak mesafeler için üç gün veya bir hafta da gerekirdi. Bu sebeple ihtiyaç hissettiği an bulabilsin diye insanlar bir hayvan kesiyor, onu kavuruyor, cam bir kapta veya orta boy bir küpte muhafaza ediyordu. Etli yemek pişireceğinde, aile fertleri sayısınca parçayı alıp yemeğe katıyordu.

Kavurma nasıl yapılırdı?

Kavurma yapılacak hayvanın semiz olmasına özellikle dikkat edilirdi..Bazan koyun kesilmekle birlikte kısır keçiler tercih edilirdi. Kesilen hayvan parçalara ayrılır, yıkanırdı. Ocağa vurulan kazana etler konur, etleri henüz örtecek kadar da su ilave edilir. Yeterince tuz konduktan başka içine parça bahar (baharat) konur. Etler kaynar su biter, et kendi yağında kızarıncaya kadar çevrilir. Kıvamına gelen kavurma renginde ve kokusunda belli olur. Kemiği tutup salladığımızda üstündeki etler ayrılıyorsa kıvam tam kıvamdır. Ateşten alınır, kaba kaba kemikler ayrılır. Geriye kalanlar da tam soğumadan küpe konur. Yağı da üzerine dökülür. Soğuyunca donar. Beyaz renge dönüşür. Donan bu yağ eti de büyük ölçüde korumuş olur. İhtiyaç duyuldukça, yeterince alınıp yemeğe ilave edilir. 3-4 ay bozulmadan kullanılır.

Sirke

Şırası alınmış üzüm posasından elde edilen bir başka ürün de üzüm sirkesidir. Posa, paslanmayan kaplar içinde bekletilir. Bu süre de şarapta olduğu gibi kırk gündür. Mayalanan şıra (posa ile birlikte) sıkılıp süzülür. Bir müddet sonra ikinci kez süzülüp şişelenir. Doğal sirke pek çok amaç için kullanılır. Az miktarda içildiğinde zayıflama aracı olarak kullanılır. Herhangi bir yan etkisi yoktur salatalara konur. Bakır ve benzeri maddelerden yapılan araçları parlatmaya yarar. Pek çok sebze sirke dolu kaba turşu olarak konur.

Temiz kaba konmuş sirke bir iki yıl bozulmadan dayanır. Toprak kapta korunan sirke kabını eritir veya çatlatır. Bu sebeple ‘’ Keskin sirke küpüne zarar verir’’ atasözü yer etmiştir.

Sarap

Kıbrıs`ta içki fabrikaları kurulana kadar doğal yollarla elde edilen ve içilen içki şaraptır. Tarihe malolduğu gibi Kıbrıs üzümü, iklimi dolayısı ile iyi olgunlaşmakta ve dünyanın en iyi şarabı Kıbrıs üzümünden yapılmaktadır.

Kıbrıs köylüsü beyaz şarabı bilmekle birlikte, kırmızı şarabı tercih etmekte, onu üretmekte, onu içmektedir. İçki ihracatının en büyük bölümü de budur. Şarap yapılacak üzümlerin iyice olgunlaşması gerekir. Kesilen olgun üzümler iyice sıkılır. Çıkan suya şıra denir. Şıra önce tülümbe adı verilen bir çalıdan süzülür. Sonra bir de tülbentten süzülür. Daha Önceden içi katranla veya kara sakızla sıvanan küp alınır. Bir kap içinde yanık kömür üstüne kükürt atılıp küp üzerine ters çevrilir. Dezenfekte edilir. Dezenfekte edilen küp sağlam bir yere yerleştirilir Genelde kalın kalaslardan çakılmış koruma kafesine konur. Devrilme tehlikesi yoktur. Süzülen şıra küplere doldurulur. Üzeri tülbent veya hava alabileceği bir bezle örtülür, kapatılmaz. Yoksa kaynamaz veya çıkan gazdan küp patlar diye kabul edilir. Konduktan sonraki üçüncü gün şıranın üstünde, kaynayan tenceredeki gibi kabarcıklar oluşur. İlmi adı Fermantasyon olan bu olaya köylüler “Kaynama"der. Bu olay gözle görülebileceği gibi, ses de duyulacak miktardadır. Kırk gün sürer. Kırk günün sonunda kabarcıklar durur. Şarap kokusu etrafa saçılır. Şarap artık olmuştur. İçebilecek durumdadır. Ama köylülere göre "Daha çocuktur” eskimesi gerekir, şarap eskidikçe kalitesi artar. Bu durum, şarkı ve türkülere bile konu olmuştur. ”Yıllanmış şarap gibi..." Kaynaması biten şarabın küpü kapatılır. Üzerine de ışık almaması için bir torba veya kalın kumaş örtülür. İhtiyaç duyuldukça şarap kabağı ile alınıp başka kaba aktarılır. Bakır araçlar. (tas, leğen) hatta maşrapalar şarap küpüne batırılmaz. Kabakla alınan şarap şişelere aktarılır, ondan da başka kaplara aktarılıp içilir. Yıllanmış kırmızı şaraba “kumandar ya”denir. Bazı bağcı köylerinde yüz yıllıktan eski kumandarya olduğu söylenir. Bu şaraplar pelteyi andıran bir durumdadır ve çok az bir miktarı bile adamı sarhoş etmeye yeterlidir.

Türk köylüsü- pek azı müstesna - şarabı eğlenme aracı olarak değil, dinlenme aracı ve kanı temizleyen bir ilaç olarak görmüş, sınırlı içmiş, sınırlı harcamıştır. Tabii ailesinin varını yoğunu şaraba harcayanlar da eksik değildir.

Tsamarella

Kıbrıs’a özgü yiyeceklerden biridir. Tsamarella özellikle Baf – Limasol ve Dillirga bölgelerinde yapılır. Bugün güneyden gelenler, yerleştikleri bölgelerde aynı işlemi sürdürüyorlar. Tsamarella tuzlanıp güneşte kurutulmuş pastırmadır.

Yapılışı şöyledir;

Semiz bir keçi kesilir. Yağlı olmasına dikkat edilir. Hayvan dört ayak ve iki de vücudu olmak üzere altı parçaya ayrılır. Etleri düzgünce hareketlerle (hiçbir kemik kalmayacak şekilde) kemiklerden ayrılır.

Düz bir dama veya yüzeye taze yapraklı, harup dalları serilir. İyice tuzlanan her et parçası üzerine kokulu kekik yaprağı ufalanmışı da koyulduktan sonra bu yaprakların üstüne konur. Yapraklı dallardan maksat etin alt kısmının hava almasını da sağlamaktır.

Böylece dizilen et, hergün kontrol edilir. Su çıkaran yerlere tuz konur, kekik serpilir, sineklerin konmaması için nöbet tutulur. Hergün çevrilip güneşletilen et, on beş gün içinde yenebilecek duruma gelir. Ama makbulü kırk günü doldurandır. İki okka taze et bir okka tsamarella yaptığı için fiatı, taze et fiatının iki buçuk misli olarak hesaplanır. Çok nefis bir yiyecek ve meze olan tsamarallanın en makbul olanı ‘’geyik etinden ‘’yabanı Kıbrıs muflonundan yapılandır.

Üzüm Pekmezi

Elde edilen üzüm şırası süzdürülüp kalanlara konur ve ateşe sürülür Ateş devamlı beslenir, şıra kaynadıkça köpüğü alınır. Kaynadıkça miktarı azalır. Miktar üçte bire düşünce belli bir kıvama erer ve şeker miktarı yükselir. Kevgirle alınan kaynamış şıra kevgirden hemen akmıyor kevgire yapışıyorsa, pekmezimiz olmuş demektir. Ateş söndürülür ve soğumaya bırakılır. Pekmezimiz hazırdır. Kapları doldurup saklanır. Tam olmuş bir üzüm Pekmezi yapıldıktan sonra 90 gün içinde Şekerlenir. Bir kaç yıl bozulmadan dayanır Tam kaynamamış pekmez ise doksan gün dolmadan köpürüp ekşir. Atılması gerekir. Pekmez çok şekilde yenir. Bazı köylerimizde pekmez Oluşmak üzere iken bir miktar alınıp başka kaba konur. Bulgur gibi kırılmış çiğ buğday içine atılıp karıştırılır. Pişince indirilip soğumaya bırakılır. Buna da “porto" denir. İyi pişirildiği takdirde uzun süre bozulmadan dayanır. Besin değeri yüksek bir yiyecektir.

Sonra üzümler makine ile ezilip sıkılmaya başlanır Bir bağcı meşe çirpisin den yapılmış köfünündeki üzümleri makineye boşaltıyor.

Zivaniya

Kıbrıs’ta yaygın bir üzüm ürünü de zivaniya adlı içkidir. Sıkılıp şırası alınan üzüm posası atılmaz. Paslanmayan kaplara konup bir hafta kadar bekletilir. Kabuklar arasında kalan şıra yeterli değilse biraz daha şıra dökülür. Şarapta olduğu gibi kendiliğinde kaynamaya başlar. Bu duruma ulaşınca imbikten geçirilir. İlk ayrılan, hafif olan alkoldür. Derecesi yüksektir. O kadar ki, kibrit çakılıp yana tutulduğunda yanar. Bu sebeple pazara sürülecek zivaniya daha düşük alkol derecesinde tutulur. Zivaniya içki olarak kullanıldığı gibi, ilaç ve dezenfekte aracı olarak ta kullanılır. Katkısız hali su haliyle aynıdır.

Yemekle Ilgili Inanislar Ve Sözler

Türkler beslenmeye, dolayısıyla yemeğe çok önem veririler. Yemekle ilgili maniler, deyimler, atasözleri ve inanışları vardır. Tanrı nimeti ekmeğe sonsuz hürmet beslerler.

Can bağızdan gelir.
Ne, yer ne yedirir.
Biri yer biri bakar, gıyamet ondan kopar.
Yemeyenin yeyicisi vardır.
Ekmeği bütün ister, köpeği da tok.
Yemek buldun ye, iş buldun işle, dayak buldun gaç.
Yeycekler da canına okusunnar.
Yemekde, utanma olmaz.
Utanan aç galır.
Yarımdan kesme, bütüne tokunma; Ye da utanma.
Tek olan gelsin, aç olan gaçsın (Şaka olarak söylenir, ters anlamdadır).
Yemek yerken gelenleri davet eden

Mani
Arpa eğdim daşlığa
Güneş çığdı guşluğa
Buyurun eğmek yeylim
Dayanılmaz açlığa, der.
Yemeğe davet edilenler ya,
Afiyet olsun, ya,
Ziyade olsun, derler.

Kıbrıs Türk köylüsü, yemeği ne olursa olsun her yemekle ekmek yer. Ekmek onun için kutsaldır.
Ekmek yapmak için yoğrulan hamur cenabet birisi tarafından ellenirse ekmekler kabarmaz. Ekmekte (zehir hariç) pislik olmaz. Çünkü fırına giren ekmek pişene kadar yedi defa silkinir. Zararlı durumlardan kurtulur.
Ekmeğin altı gereğince kızarmazsa buna ‘’ekmekler yalınayak kaldı’’ der, ve böyle ekmek çıkaranı kınar.
Yanık ekmek yemek sevaptır. Bunu yiyenler eğer bakarsalar aylıkçı ile, eğer evli iseler oğul/ kızları aylıkçı ile evlenir inancı varılır.
Ekmeğim bayat olanı makbuldür.
Ekmeğin küflü olanını yemek sevaptır.
Yiyenlere gürbüzlük verir, yiyenler hasta olmaz.
Ekmek yere atılmaz. Eğilinip konur.
Yerdeki ekmek basılmaz, üzerinden atlanmaz. Görüldüğü yerden alınır, önce dudağa, sonra alına götürülür ve basılamayacak kuytu bir duvar dibi veya oyuğa konur.
İnsan oturmadan yerse doymaz. Çömeli ekmek yemek günahtır. Çünkü şeytanlar bütün yediklerini çekerler.
Anne sofraya oturmadan, yemeğe başlanmaz.
Yemeğe besmele ile başlanır. Doyduktan sonra Allah’a şükredilir.
Baf köylerinde şöyle bir şükür sözü vardır.
Allahım şükür olsun, hamdolsun. Bababmın kesesi da para dolsun, veya
Yarabbim, nimetlerine bin şükür.



Yemek Tarifleri



Galeri



Etkinlikler
Duyurular

Sosyal Medya

Misafirlerimizle sürekli iletişim halinde olmayı seviyoruz.
Asagıdaki sosyal medya ağlarında sayfamızı paylaşın ..

E-Bülten

Arabahmet ücretsiz E-Bülten servisimize üye olarak, etkinlik, duyuru ve haberlerimizden ilk sizin haberiniz olsun !



SİTE HARİTASI
SOSYAL MEDYA
E-BÜLTEN